Plevra

Plevral Efüzyon, Ampiyem, Plevra Enfeksiyonu, Malign Plevral Efüzyon, Mezotelyoma, Şilotoraks ve Plevra Hastalıklarının Tedavisi Hakkında Bilgi.

Plevra Hastalıkları

Plevra, akciğerlerin dış yüzeyini ve göğüs boşluğunun iç kısmını kaplayan iki katmanlı ince bir zardır. Akciğer yüzeyini örten tabaka visseral plevra, göğüs duvarının iç yüzeyini kaplayan tabaka ise pariyetal plevra olarak adlandırılır. Bu iki tabaka arasında plevral boşluk adı verilen dar bir alan bulunur. Normal koşullarda bu alanda, akciğerlerin solunum sırasında göğüs kafesi içerisinde rahat hareket etmesini sağlayan az miktarda sıvı vardır. Plevral boşlukta normalden fazla sıvı, hava, kan, lenf sıvısı veya enfekte materyal birikmesi farklı plevra hastalıklarına yol açabilir. Plevra dokusunun iltihaplanması, kalınlaşması veya tümörler tarafından tutulması da akciğerlerin genişlemesini ve solunum fonksiyonlarını etkileyebilir. Başlıca plevra hastalıkları arasında:
  • Plevral efüzyon
  • Parapnömonik efüzyon
  • Plevra enfeksiyonu ve ampiyem
  • Malign plevral efüzyon
  • Plevra tümörleri
  • Plevral mezotelyoma
  • Şilotoraks
  • Hemotoraks
  • Plevral kalınlaşma
  • Genişleyemeyen akciğer
yer alır. Pnömotoraks da plevral boşluğu etkileyen bir hastalıktır. Ancak plevral boşlukta sıvı yerine hava birikmesiyle geliştiği için ayrı bir hastalık başlığı altında değerlendirilir.

Plevra Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler plevra hastalığının türüne, plevral boşlukta biriken sıvı veya diğer materyalin miktarına ve altta yatan nedene göre değişebilir. Görülebilecek belirtiler arasında:
  • Nefes darlığı
  • Göğüs ağrısı
  • Derin nefes almakla artan batıcı ağrı
  • Öksürük
  • Ateş
  • Üşüme ve titreme
  • Halsizlik
  • Efor kapasitesinde azalma
  • İştahsızlık
  • İstem dışı kilo kaybı
  • Göğüste ağırlık veya baskı hissi
yer alabilir. Plevral ağrı çoğunlukla derin nefes alma, öksürme veya hareketle artan keskin bir ağrı şeklindedir. Plevral sıvının miktarı arttığında bazı hastalarda ağrı azalırken nefes darlığı daha belirgin hâle gelebilir. Küçük plevral sıvı birikimleri ise herhangi bir belirti oluşturmadan başka bir nedenle yapılan görüntülemelerde tesadüfen saptanabilir.

Plevral Efüzyon Nedir?

Plevral efüzyon, akciğer ile göğüs duvarı arasındaki plevral boşlukta normalden fazla sıvı birikmesidir. Halk arasında bazen “akciğerde su toplanması” olarak ifade edilir. Ancak sıvı akciğer dokusunun içinde değil, akciğeri çevreleyen plevral boşlukta bulunur. Plevral efüzyon tek başına bir hastalık değildir. Kalp, akciğer, böbrek, karaciğer veya plevrayı etkileyen farklı hastalıkların sonucu olarak ortaya çıkabilen bir bulgudur. Sıvı:
  • Tek taraflı
  • İki taraflı
  • Serbest
  • Bölmeli
olabilir ve miktarı kişiden kişiye önemli ölçüde değişebilir.

Plevral Efüzyon Neden Olur?

Plevral sıvı birikiminin nedenleri arasında:
  • Kalp yetersizliği
  • Zatürre ve diğer akciğer enfeksiyonları
  • Akciğer kanseri
  • Başka organlardan plevraya yayılan tümörler
  • Plevral mezotelyoma
  • Pulmoner emboli
  • Böbrek hastalıkları
  • Karaciğer sirozu
  • Tüberküloz
  • Romatolojik hastalıklar
  • Pankreas hastalıkları
  • Göğüs travması
  • Kalp veya göğüs cerrahisi ameliyatları
  • Bazı ilaçlar
  • Lenfatik dolaşım bozuklukları
yer alabilir. Plevral sıvının yalnızca boşaltılması her zaman yeterli değildir. Sıvının tekrar birikmesini önleyebilmek ve doğru tedaviyi belirleyebilmek için mümkün olduğunda altta yatan neden araştırılır.

Transüda ve Eksüda Nedir?

Plevral sıvılar oluşma mekanizmalarına göre genel olarak transüdatif ve eksüdatif olmak üzere iki grupta değerlendirilir. Bu ayrım, plevral sıvı ve kan örneklerindeki protein ve LDH gibi biyokimyasal değerlerin birlikte değerlendirilmesiyle yapılabilir.

Transüdatif Plevral Efüzyon

Transüdatif efüzyon çoğunlukla vücuttaki sıvı basınçlarında veya protein dengesinde meydana gelen değişiklikler sonucunda oluşur. Sık görülen nedenler arasında:
  • Kalp yetersizliği
  • Karaciğer sirozu
  • Bazı böbrek hastalıkları
yer alır. Bu durumda plevranın kendisinde doğrudan bir hastalık bulunmayabilir. Tedavi çoğunlukla sıvı birikimine neden olan temel hastalığın kontrol altına alınmasına yöneliktir.

Eksüdatif Plevral Efüzyon

Eksüdatif efüzyon plevra veya çevre dokulardaki:
  • Enfeksiyon
  • İltihap
  • Damar geçirgenliğinde artış
  • Tümör tutulumu
gibi süreçler sonucunda gelişebilir. Zatürre, plevra enfeksiyonu, tüberküloz, pulmoner emboli, romatolojik hastalıklar ve kanser eksüdatif plevral sıvıya neden olabilir. Sıvının transüda veya eksüda olarak sınıflandırılması olası nedenlerin daraltılmasına yardımcı olur ancak tek başına kesin tanı koymaz.

Plevral Efüzyon Nasıl Değerlendirilir?

Değerlendirme:
  • Kişinin yakınmaları
  • Tıbbi öyküsü
  • Fizik muayenesi
  • Görüntüleme sonuçları
  • Gerekli durumlarda plevral sıvı analizi
  • Gerektiğinde plevra biyopsisi
birlikte ele alınarak yapılır.

Akciğer Grafisi

Akciğer grafisi plevral boşluktaki sıvının fark edilmesinde kullanılan temel görüntüleme yöntemlerinden biridir. Sıvının miktarı ve akciğer üzerindeki etkisi hakkında genel bilgi sağlayabilir. Küçük miktardaki plevral sıvılar standart akciğer grafisinde her zaman belirgin olmayabilir.

Göğüs Ultrasonografisi

Ultrasonografi:
  • Plevral sıvının miktarını
  • Yerleşimini
  • Serbest veya bölmeli olup olmadığını
değerlendirmeye yardımcı olur. Torasentez veya göğüs tüpü gibi plevral girişimlerin planlanmasında da kullanılabilir. Özellikle az miktardaki veya bölmeli sıvılarda girişimin görüntüleme rehberliğinde yapılması işlem güvenliği açısından önemlidir.

Bilgisayarlı Tomografi

Bilgisayarlı tomografi akciğerleri, plevrayı, göğüs duvarını ve mediasteni ayrıntılı biçimde gösterir. Bilgisayarlı tomografi ile:
  • Plevral sıvının dağılımı
  • Plevral kalınlaşma
  • Plevral nodüller veya kitleler
  • Akciğer tümörleri
  • Akciğer enfeksiyonu
  • Akciğer apsesi
  • Lenf bezleri
  • Göğüs duvarı tutulumu
  • Akciğerin genişleyebilme durumu
değerlendirilebilir. Görüntüleme sıvının nedeni hakkında önemli bilgiler sağlayabilir ancak bazı durumlarda kesin tanı için plevral sıvı veya doku örneği gerekir.

Torasentez Nedir?

Torasentez, plevral boşlukta biriken sıvının iğne veya ince bir kateter yardımıyla alınması işlemidir. İki temel amaçla yapılabilir:
  • Sıvının nedenini araştırmak için örnek alınması
  • Fazla sıvının boşaltılarak nefes darlığının azaltılması
Plevral sıvıda:
  • Protein ve diğer biyokimyasal değerler
  • Hücre sayımı
  • Bakteriler ve diğer mikroorganizmalar
  • Tüberkülozla ilişkili incelemeler
  • Kanser hücreleri
  • Yağ içeriği
  • Kan içeriği
araştırılabilir. Torasentez sırasında plevral boşluktaki sıvının tamamının tek seferde boşaltılması her durumda gerekli değildir. Boşaltma miktarı ve hızı; sıvının miktarı, kişinin belirtileri ve akciğerin işlem sırasında verdiği yanıt dikkate alınarak belirlenir. Olası komplikasyonlar arasında:
  • Ağrı
  • Kanama
  • Enfeksiyon
  • Pnömotoraks
yer alabilir.

Plevra Biyopsisi Ne Zaman Yapılır?

Plevral sıvının laboratuvar incelemesi her zaman kesin tanıya ulaşılmasını sağlamayabilir. Plevrada:
  • Kalınlaşma
  • Nodül
  • Kitle
  • Açıklanamayan tek taraflı sıvı
  • Tümör şüphesi
bulunması durumunda doku örneği gerekebilir. Plevra biyopsisi:
  • Görüntüleme rehberliğinde iğne biyopsisi
  • Tıbbi torakoskopi
  • Video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS)
gibi yöntemlerle yapılabilir. Yöntem, plevral lezyonun yerleşimine, sıvının miktarına, görüntüleme bulgularına ve kişinin genel durumuna göre seçilir. Alınan doku patoloji laboratuvarında incelenir. Gerekli durumlarda tümörün türü ve kökenini belirlemek amacıyla immünohistokimyasal veya moleküler incelemeler de yapılabilir.

Torakoskopi ve VATS

Torakoskopi, plevral boşluğun kamera yardımıyla doğrudan incelenmesini sağlayan yöntemlerin genel adıdır. VATS ise göğüs duvarındaki küçük kesilerden kamera ve cerrahi aletlerle gerçekleştirilen minimal invaziv göğüs cerrahisi yöntemidir. VATS ile:
  • Plevra biyopsisi
  • Plevral sıvının boşaltılması
  • Enfekte materyalin temizlenmesi
  • Plevral yapışıklıkların açılması
  • Plörodez
  • Plevral tümörlerin değerlendirilmesi
  • Dekortikasyon
gibi işlemler uygulanabilir. Her plevral efüzyonda torakoskopi gerekmez. Daha az girişimsel yöntemlerle tanı konulamaması veya doğrudan cerrahi işlem gerektiren bir durum bulunması hâlinde değerlendirilebilir.

Parapnömonik Efüzyon Nedir?

Zatürreye eşlik eden plevral sıvı birikimi parapnömonik efüzyon olarak adlandırılır. Bazı parapnömonik efüzyonlar uygun antibiyotik tedavisiyle gerileyebilir. Ancak sıvının enfekte hâle gelmesi, kimyasal özelliklerinin değişmesi, bölmelere ayrılması veya akciğerin genişlemesini engellemesi durumunda drenaj gerekebilir. Klinik olarak:
  • Basit parapnömonik efüzyon
  • Komplike parapnömonik efüzyon
  • Ampiyem
şeklinde farklı aşamalar görülebilir. Enfeksiyon ilerledikçe plevral boşluk içerisinde fibrin bantları ve bölmeler oluşabilir. Daha ileri aşamada akciğerin yüzeyinde kalın bir fibröz tabaka gelişerek akciğerin yeniden genişlemesini sınırlandırabilir.

Ampiyem Nedir?

Ampiyem, plevral boşluk içerisinde enfekte sıvı veya irin bulunmasıdır. En sık zatürre ile ilişkili olmakla birlikte:
  • Göğüs ameliyatları
  • Göğüs travması
  • Yemek borusu hasarı
  • Vücudun başka bölgelerindeki enfeksiyonlar
sonrasında da gelişebilir. Belirtiler arasında:
  • Ateş
  • Üşüme ve titreme
  • Göğüs ağrısı
  • Öksürük
  • Nefes darlığı
  • Halsizlik
  • İştahsızlık
  • Gece terlemesi
  • İstem dışı kilo kaybı
yer alabilir. İleri yaştaki, bağışıklık sistemi baskılanmış veya uzun süre antibiyotik kullanmış kişilerde belirtiler daha hafif veya belirsiz olabilir.

Ampiyem Nasıl Tedavi Edilir?

Plevral enfeksiyon ve ampiyem tedavisinin temel amaçları:
  1. Enfeksiyonun kontrol altına alınması
  2. Enfekte plevral sıvının yeterli biçimde boşaltılması
  3. Akciğerin mümkün olduğunda yeniden genişlemesinin sağlanmasıdır.
Tedavi seçenekleri arasında:
  • Antibiyotik
  • Göğüs tüpüyle drenaj
  • Uygun hastalarda plevra içine uygulanan ilaçlar
  • VATS
  • Dekortikasyon
yer alabilir.

Antibiyotik Tedavisi

Antibiyotik seçimi:
  • Enfeksiyonun toplumda veya hastanede gelişmiş olması
  • Daha önce kullanılan antibiyotikler
  • Eşlik eden hastalıklar
  • Kültür sonuçları
gibi faktörlere göre belirlenir. İleri düzeyde enfekte veya yoğun plevral sıvının bulunduğu durumlarda antibiyotik tek başına yeterli olmayabilir.

Göğüs Tüpüyle Drenaj

Plevral enfeksiyonda enfekte sıvının boşaltılması için göğüs tüpü kullanılabilir. Sıvının birden fazla bölmeye ayrıldığı durumlarda drenaj daha güç olabilir. Göğüs tüpünün yeri ve drenajın yeterliliği ultrasonografi veya bilgisayarlı tomografiyle değerlendirilebilir.

Plevra İçine Uygulanan İlaçlar

Göğüs tüpüyle başlangıç drenajına rağmen plevral boşlukta bölmeli veya rezidü enfekte sıvı kalması durumunda, seçilmiş hastalarda plevra içine ilaç tedavisi değerlendirilebilir. Bu amaçla doku plazminojen aktivatörü (tPA) ile DNase kombinasyonu kullanılabilir. Amaç fibrin yapıları azaltmak, yoğun enfekte materyalin akışını kolaylaştırmak ve drenajı artırmaktır. Bu tedavi her hasta için uygun değildir. Özellikle kanama riski ve kullanılan kan sulandırıcı ilaçlar gibi faktörler uygulama öncesinde değerlendirilir.

VATS ile Debridman

Göğüs tüpü drenajı ve uygun medikal tedaviye rağmen enfeksiyonun yeterli biçimde kontrol altına alınamadığı bazı hastalarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. VATS ile:
  • Enfekte sıvı boşaltılabilir
  • Plevral boşluk temizlenebilir
  • Fibrin ve enfekte dokular uzaklaştırılabilir
  • Akciğerin genişlemesini engelleyen yapışıklıklar açılabilir
Cerrahi yaklaşım enfeksiyonun aşamasına ve kişinin genel durumuna göre belirlenir.

Dekortikasyon

İleri plevral enfeksiyonda akciğerin dış yüzeyinde kalın ve sert bir fibröz tabaka gelişebilir. Bu tabaka akciğerin yeniden genişlemesini engelliyorsa dekortikasyon değerlendirilebilir. Dekortikasyon, akciğeri çevreleyen bu kalın dokunun cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Her ampiyem hastasında dekortikasyon gerekmez. Karar:
  • Enfeksiyonun aşaması
  • Akciğerin genişleme durumu
  • Belirtiler
  • Kişinin fiziksel ve cerrahi durumu
dikkate alınarak verilir.

Malign Plevral Efüzyon Nedir?

Malign plevral efüzyon, plevral sıvının veya plevra dokusunun kanserle ilişkili olarak tutulduğu durumlarda gelişen sıvı birikimidir. Akciğer kanseri, meme kanseri, lenfoma ve farklı organ tümörleri plevraya yayılabilir. Plevral mezotelyoma da plevral sıvı birikimine yol açabilir. Belirtiler arasında:
  • Nefes darlığı
  • Göğüste ağırlık
  • Öksürük
  • Göğüs ağrısı
  • Efor kapasitesinde azalma
yer alabilir. Plevral sıvıda kanser hücrelerinin saptanması tanıya yardımcı olabilir. Ancak sıvı sitolojisinin negatif olması plevral tümör olasılığını her zaman tamamen dışlamaz. Görüntüleme ve klinik şüphe devam ediyorsa plevra biyopsisi gerekebilir.

Malign Plevral Efüzyon Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavide yalnızca sıvının görüntülemede ne kadar yer kapladığına bakılmaz. Planlama sırasında:
  • Kanserin türü
  • Uygulanan sistemik tedavi
  • Sıvının tekrar birikme hızı
  • Nefes darlığının düzeyi
  • Akciğerin sıvı boşaltıldıktan sonra genişleyebilmesi
  • Kişinin genel sağlık durumu
  • Beklenen tedavi süreci
  • Daha önce yapılan plevral işlemler
birlikte değerlendirilir. Kullanılabilecek yöntemler arasında:
  • Torasentez
  • Göğüs tüpü
  • Plörodez
  • Kalıcı plevral kateter
  • Torakoskopik işlemler
  • Altta yatan kansere yönelik sistemik tedaviler
yer alır. Tekrarlayan semptomatik malign plevral efüzyonda sürekli olarak torasentez yapılması yerine daha kalıcı sıvı kontrol yöntemleri değerlendirilebilir. Akciğer sıvı boşaldıktan sonra yeterince genişleyebiliyorsa plörodez veya kalıcı plevral kateter seçenekleri gündeme gelebilir. Seçim kişinin klinik durumuna ve tedavi hedeflerine göre yapılır.

Plörodez Nedir?

Plörodez, visseral ve pariyetal plevra tabakalarının kontrollü biçimde birbirine yapışmasını sağlayarak plevral boşluğun ortadan kaldırılmasını amaçlayan işlemdir. Bu sayede sıvının aynı boşlukta yeniden birikme ihtimali azaltılmaya çalışılır. Plörodez:
  • Göğüs tüpü aracılığıyla
  • Torakoskopi sırasında
uygulanabilir. İşlemin başarılı olabilmesi için akciğerin sıvı boşaltıldıktan sonra yeterince genişleyerek göğüs duvarına yaklaşabilmesi önemlidir. Akciğer genişleyemiyorsa plevra tabakaları yeterli temas sağlayamayacağından plörodezin başarı olasılığı azalabilir.

Kalıcı Plevral Kateter (IPC Kateter) Nedir?

Kalıcı plevral kateter, tekrarlayan plevral sıvının hastanede tekrar tekrar girişim yapılmadan belirli aralıklarla boşaltılmasını sağlayan tünelli bir drenaj sistemidir. Özellikle:
  • Tekrarlayan semptomatik malign plevral efüzyonda
  • Akciğerin yeterince genişleyemediği bazı durumlarda
değerlendirilebilir. Kateter kullanımı sırasında:
  • Enfeksiyon
  • Tıkanma
  • Kateter çevresinde sıvı kaçağı
  • Ağrı
  • Yer değiştirme
  • Plevral enfeksiyon
gibi komplikasyonlar görülebilir. Kateterin ne kadar süre kullanılacağı ve ne sıklıkta drenaj yapılacağı plevral sıvının seyri ve kişinin klinik durumuna göre belirlenir.

Genişleyemeyen Akciğer Nedir?

Plevral sıvı boşaltıldıktan sonra akciğerin göğüs duvarına doğru yeterince genişleyememesi genişleyemeyen akciğer olarak tanımlanır. Bu durum:
  • Plevranın tümör tarafından tutulması
  • Uzun süreli plevral enfeksiyon
  • Plevral kalınlaşma
  • Akciğer dokusunun elastikiyet kaybı
  • Ana hava yollarından birinin tıkanması
gibi nedenlerle gelişebilir. Genişleyemeyen akciğerde plörodez yeterince etkili olmayabilir. Özellikle malign plevral efüzyonla birlikte belirgin genişleyemeyen akciğer bulunması durumunda kalıcı plevral kateter semptom kontrolünde değerlendirilebilecek yöntemlerden biridir. Dekortikasyon ise yalnızca seçilmiş hastalarda düşünülür. Cerrahi karar, olası fayda ile ameliyat riskleri karşılaştırılarak bireysel olarak verilir.

Plevra Tümörleri

Plevra tümörleri iyi veya kötü huylu olabilir. Bazı tümörler doğrudan plevra dokusundan gelişirken akciğer, meme ve farklı organlardan kaynaklanan kanserler de plevraya yayılabilir. Görüntülemede:
  • Plevral kalınlaşma
  • Plevral nodüller
  • Plevral kitle
  • Tekrarlayan plevral sıvı
  • Göğüs duvarı tutulumu
görülebilir. Belirtiler arasında göğüs ağrısı ve nefes darlığı yer alabilir. Kesin tanı çoğunlukla doku örneğinin patolojik olarak incelenmesiyle konur. Tedavi tümörün türüne, yaygınlığına ve kişinin genel durumuna göre planlanır.

Plevral Mezotelyoma Nedir?

Plevral mezotelyoma, plevranın mezotelyal hücrelerinden gelişen kötü huylu bir tümördür. Asbest maruziyeti hastalıkla ilişkili en önemli risk faktörlerinden biridir. Bununla birlikte asbestle temas eden her kişide mezotelyoma gelişmez ve bazı hastalarda belirgin bir maruziyet öyküsü saptanmayabilir. Asbest maruziyetiyle hastalığın ortaya çıkması arasında uzun yıllar bulunabilir. Belirtiler arasında:
  • Tek taraflı göğüs ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Tekrarlayan plevral sıvı
  • Öksürük
  • İstem dışı kilo kaybı
  • Halsizlik
  • Göğüste baskı hissi
yer alabilir. Bilgisayarlı tomografide:
  • Plevral kalınlaşma
  • Nodüler plevral yapılar
  • Plevral sıvı
  • Göğüs duvarı veya diğer komşu yapıların tutulumu
görülebilir. Kesin tanı için yeterli miktarda plevra dokusunun patolojik olarak incelenmesi gerekebilir. Histolojik alt tipin belirlenmesi tedavi planlaması açısından önemlidir.

Plevral Mezotelyoma Nasıl Tedavi Edilir?

Plevral mezotelyoma tedavisi:
  • Hastalığın evresi ve yaygınlığı
  • Histolojik alt tipi
  • Cerrahi olarak çıkarılabilirliği
  • Kişinin solunum kapasitesi
  • Genel sağlık durumu
  • Eşlik eden hastalıkları
dikkate alınarak multidisipliner biçimde planlanır. Tedavi seçenekleri arasında:
  • Sistemik ilaç tedavileri
  • İmmünoterapi
  • Kemoterapi
  • Radyoterapi
  • Plevral sıvının kontrolüne yönelik işlemler
  • Seçilmiş hastalarda cerrahi tedavi
yer alabilir. Cerrahi her plevral mezotelyoma hastası için uygun değildir ve tek başına standart bir tedavi yaklaşımı olarak değerlendirilmez. Cerrahi tedavinin düşünüldüğü seçilmiş hastalarda operasyon, diğer onkolojik tedavilerle birlikte oluşturulan multidisipliner bir tedavi planının parçası olabilir. Tedavi kararı göğüs cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, göğüs hastalıkları, radyoloji ve patoloji gibi farklı branşların birlikte değerlendirmesini gerektirebilir.

Şilotoraks Nedir?

Şilotoraks, lenfatik sistem içerisinde taşınan şilüs adı verilen sıvının plevral boşlukta birikmesidir. Şilotoraks:
  • Göğüs cerrahisi ameliyatları
  • Travma
  • Lenfoma ve diğer tümörler
  • Lenf kanalı hastalıkları
  • Bazı doğuştan bozukluklar
sonucunda gelişebilir. Plevral sıvı süt benzeri bir görünüm gösterebilir ancak yalnızca görünüm kesin tanı için yeterli değildir. Laboratuvar incelemesinde sıvının trigliserid ve diğer lipid özellikleri değerlendirilir. Tedavi:
  • Beslenme düzenlemesi
  • Seçilmiş durumlarda damar yoluyla beslenme
  • Lenf akımını azaltmaya yönelik medikal uygulamalar
  • Plevral drenaj
  • Girişimsel radyoloji yöntemleri
  • Göğüs kanalına yönelik cerrahi işlemler
içerebilir. Uzun süre devam eden şilotoraks protein, yağ, vitamin, sıvı ve bağışıklık hücresi kaybına yol açabileceği için yakından takip edilir.

Hemotoraks Nedir?

Hemotoraks, plevral boşlukta kan birikmesidir. Nedenleri arasında:
  • Göğüs travması
  • Kaburga kırıkları
  • Akciğer veya göğüs duvarı yaralanmaları
  • Tıbbi girişimler
  • Göğüs cerrahisi
  • Damar yaralanmaları
  • Bazı tümörler
yer alabilir. Tedavide göğüs tüpüyle kanın boşaltılması ve devam eden kanama olup olmadığının değerlendirilmesi gerekebilir. Devam eden kanama, pıhtılaşmış hemotoraks veya akciğerin yeterince genişleyememesi durumunda cerrahi değerlendirme yapılabilir. Plevral boşlukta kalan pıhtılaşmış kan ilerleyen dönemde enfeksiyon, plevral yapışıklık ve akciğerin genişlemesinde kısıtlanmaya yol açabilir.

Plevral Kalınlaşma Nedir?

Plevral kalınlaşma plevra dokusunun normalden daha kalın görünmesidir. Nedenleri arasında:
  • Geçirilmiş enfeksiyon
  • Plevral kanama
  • Asbest maruziyeti
  • Ameliyat
  • Travma
  • İltihabi hastalıklar
  • Tümörler
yer alabilir. Sınırlı plevral kalınlaşmalar belirti oluşturmayabilir. Yaygın kalınlaşma ise akciğerin genişlemesini sınırlandırarak nefes darlığına neden olabilir. Görüntülemede:
  • Kalınlaşmanın düzgün veya nodüler olması
  • Tek veya iki taraflı olması
  • Plevranın hangi bölümlerini etkilediği
  • Çevredeki organlarla ilişkisi
  • Önceki görüntülemelere göre değişimi
değerlendirilir. Plevral kalınlaşma her zaman kanser anlamına gelmez. Ancak nedeni açıklanamayan, nodüler veya ilerleyici plevral değişikliklerde ileri görüntüleme veya biyopsi gerekebilir.

Plevra Hastalıklarında Tedavi Nasıl Belirlenir?

Tedavi yalnızca plevral boşlukta bulunan sıvının miktarına göre belirlenmez. Planlamada:
  • Sıvının nedeni
  • Enfeksiyon bulunması
  • Tümör varlığı
  • Sıvının tekrarlama hızı
  • Akciğerin genişleyebilme durumu
  • Nefes darlığının düzeyi
  • Genel sağlık durumu
  • Solunum ve kalp kapasitesi
  • Daha önce uygulanan işlemler
  • Cerrahi risk
birlikte değerlendirilir. Aynı miktardaki plevral sıvı farklı kişilerde farklı klinik sonuçlara yol açabilir. Bazı küçük sıvı birikimleri yalnızca takip edilebilirken, miktarı daha az olan ancak enfekte bir plevral sıvının drenajı gerekebilir.

Plevra Hastalıklarında Multidisipliner Yaklaşım

Plevra hastalıklarının nedeni:
  • Enfeksiyon
  • Kanser
  • Kalp hastalığı
  • Romatolojik hastalık
  • Sistemik hastalıklar
  • Travma
  • Cerrahi komplikasyonlar
olabilir. Bu nedenle hastalığın özelliklerine göre değerlendirmeye:
  • Göğüs cerrahisi
  • Göğüs hastalıkları
  • Radyoloji
  • Patoloji
  • Enfeksiyon hastalıkları
  • Medikal onkoloji
  • Radyasyon onkolojisi
  • Kardiyoloji
  • Romatoloji
gibi farklı branşlar katılabilir. Özellikle nedeni belirlenemeyen plevral sıvılar, plevra enfeksiyonları ve plevral tümörlerde multidisipliner değerlendirme tanı ve tedavi sırasının belirlenmesine yardımcı olabilir.

Tedavi Sonrası Takip

Takip planı plevra hastalığının nedenine ve uygulanan tedaviye göre belirlenir. Takip sırasında:
  • Nefes darlığının seyri
  • Plevral sıvının tekrar birikip birikmediği
  • Akciğerin genişleme durumu
  • Enfeksiyon bulguları
  • Göğüs tüpü veya kateterin işlevi
  • Cerrahi yara
  • Patoloji sonuçları
  • Altta yatan hastalığın seyri
değerlendirilebilir. Plevral sıvının tekrar ortaya çıkması her zaman aynı işlemin yeniden uygulanmasını gerektirmez. Sıvının tekrar birikme nedeni, oluşturduğu belirtiler, akciğerin genişleme durumu ve daha önce uygulanan tedavilere verilen yanıt doğrultusunda yeni bir plan oluşturulur

Plevra Hastalıkları Hakkında Sık Sorulan Sorular

Akciğerde su toplanması ne anlama gelir?
Halk arasında “akciğerde su toplanması” olarak tanımlanan durum çoğunlukla plevral efüzyondur. Sıvı akciğer dokusunun içerisinde değil, akciğer ile göğüs duvarı arasındaki plevral boşlukta birikir.
Plevral efüzyon kanser anlamına gelir mi?
Hayır. Kalp yetersizliği, enfeksiyon, böbrek veya karaciğer hastalıkları, pulmoner emboli ve romatolojik hastalıklar da plevral efüzyona neden olabilir. Kanser olası nedenlerden yalnızca biridir.
Plevral sıvı her zaman boşaltılmalı mıdır?
Hayır. Karar sıvının miktarı kadar nedenine, kişinin belirtilerine ve klinik durumuna göre verilir. Bazı küçük efüzyonlar takip edilebilirken enfekte veya belirgin nefes darlığı oluşturan sıvılarda drenaj gerekebilir.
Torasentez ile plevral efüzyon tamamen tedavi edilir mi?
Torasentez sıvının nedeninin araştırılmasını ve bazı hastalarda nefes darlığının azaltılmasını sağlar. Ancak sıvının tekrar birikmesini önlemek için altta yatan hastalığın tedavi edilmesi veya ek plevral işlemler gerekebilir.
Plevral sıvıda kanser hücresi görülmemesi kanseri tamamen dışlar mı?
Hayır. Plevral sıvı sitolojisi her plevral tümörde kanser hücrelerini göstermeyebilir. Görüntüleme veya klinik şüphe devam ediyorsa plevra biyopsisi gerekebilir.
Ampiyem her zaman ameliyat gerektirir mi?
Hayır. Tedavi genellikle antibiyotik ve uygun drenajla başlar. Drenajın yetersiz kaldığı seçilmiş hastalarda plevra içine ilaçlar veya cerrahi tedavi değerlendirilebilir.
Plörodez hangi durumlarda uygulanır?
Plörodez özellikle tekrarlayan semptomatik plevral sıvıların kontrolünde kullanılabilir. İşlemin etkili olabilmesi için akciğerin sıvı boşaltıldıktan sonra yeterince genişleyebilmesi önemlidir.
Kalıcı plevral kateter ömür boyu kalır mı?
Her zaman değil. Kullanım süresi sıvının tekrar birikme durumuna, kateter drenajının devam edip etmemesine ve bazı hastalarda plevral tabakaların zaman içerisinde kendiliğinden yapışmasına göre değişebilir.
Plevral kalınlaşma kanser midir?
Hayır. Enfeksiyon, travma, ameliyat, kanama ve asbest maruziyeti gibi farklı nedenlerle plevral kalınlaşma gelişebilir. Nodüler, ilerleyici veya nedeni açıklanamayan kalınlaşmalarda ek değerlendirme gerekebilir.
Asbest maruziyeti olan herkeste mezotelyoma gelişir mi?
Hayır. Asbest plevral mezotelyoma için önemli bir risk faktörüdür ancak asbestle temas eden kişilerin tamamında mezotelyoma gelişmez. Hastalık bazı kişilerde belirgin bir asbest maruziyeti öyküsü olmadan da görülebilir.
Bilgilendirme Notu: Bu internet sayfasındaki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. Plevra hastalıklarında tanı, takip ve tedavi kararları; kişinin klinik bulguları, görüntüleme sonuçları, plevral sıvı ve gerektiğinde doku incelemeleri ile genel sağlık durumu doğrultusunda hekim tarafından bireysel olarak belirlenir.

Plevra Hastalıkları Makaleleri

This is the title